NEPAL KIRLARINDA VE
ŞEHİRLERİNDE "BALDIRI ÇIPLAKLARIN" YOL
GÖSTEREN DEVRİMCİ İSYANLARI DEVAM EDİYOR!
2003 yılı boyunca ve 2004'de NKP (Maoist) önderliği
altındaki milyonlarca işçi, köylü, devrimci entellektüel
ve diğer ilerici güçler hayati derecede denebilecek eski
Nepal devletine karşı tarih yazmaya devam etmektedirler.
Nepal'de Marksis-Leninist-Maoist'lerin devrimci sürece müdahale
ve geleceği belirlemede önderliği tesis eden ülkelerden
biridir. Böylesi bir devrimci çıkış, dünyanın
birçok bölgesinde kitlelerin devrim isteğiyle yola çıkmış
olmalarına raümen değişik biçimlerdeki yanlış
çizgilerin doğal sonucu onların başkaldırılarının
sistem içine çekilerek pasifize edilmesi ve ezilmesi koşullarında
çok daha büyük önem ve ilgi arzetmektedir. Düzen içine çekilmesi
ile sonuçlanan kitlesel kavgaların yaşanıyor olması
nedeniyledir ki sınıf bilinçli proleterya, gerçek devrimciler
ve demokratik güçler Nepal'de yaşanmakta olanı dikkatlice
izlenmekte ve Nepal'de Maoist Halk savaşının varacağı
sonuca dikkatlice bakmaktadır. Birkaç kez yapılan ateşkes
ve görüşmelerde ileri sürülen talepler etrafında olup
bitenler defalarca tarafımızdan kamuoyuna anlatılmaya-aktarılmaya
çalışıldı. En son Ağustos 2003'de sona
eren ateşkes ile beraber Maoistler, Halk Savaşının
askeri yanını tüm heybeti ile devreye sokarak feodal
gerici kraliyet rejimine ağır darbeler indirmişlerdir.
NKP(M) bu gelişmelere, 1996'da halk savaşının
başlamasından beri yaptığı önderlik düz
bir seyir izleyerek gelişmedi. Tam tersine gelişme sürecinin
kendisi diyalektik bir seyir izleyerek ilerledi. Zira sınıf
mücadelesinin genel yasaları çerçevesinde sonal hedefe doğru
ilerliyor olsada bu sonal hedefe çeşitli zikzaklar, ilerlemeler
ve gerilemelerle varıldı. 1996'dan bu yana büyük ilerlemeler
kaydetmiş bulunan Nepal Halk Savaşı, sınıf
mücadelesinin canlı yaşayan somut koşulları
dikkate alarak sağlanmıştır.
2001 Haziran ayında kamuoyuna Saray katliamı olarak geçen
ve Kral Birenda ve tüm diğer aile bireylerinin, sarayın
"aşık oğlu" tarafından öldürülmeleri
ile ülkede krallığa getirilen Birenda'nın kardeşi
Gyanendra ile ülkede durum önemli değişimlere sürüklendi.
Gyanendra, özellikle Amerika'da meydana gelen 11 Eylül olayları
ile beraber ABD'den büyük destek ve moral alarak devrimi bastırmak
için ilk defa halk savaşına karşı orduyu direk
devreye soktu. Ancak ordunun devreye girmesi halk savaşını
geriletmek bir yana onun gelişmesinin diğer bazı
koşullarında ortaya çıkardı. Örneğin
gerici egemen sınıflar arasındaki çelişki
ve çatlak daha derinleşti. Halk savaşı ve Halk
Kurtuluş Ordusu'nu doğrudan ezmek isteğinden kaynaklı
tüm yetkileri elinde toplama çabasındaki Kral Gyanendra,
bu defa yanındaki diğer kliklerle büyük kapışmalara
ve çatlaklarla yüzleşti. Ordunun devreye sokulmasıyla
umutlanan gerici klikler, yetkilerin tek elde toplanmasıyla
tersi bir duruma evrildiler. Ayrıca Halk Kurtuluş Ordusu'nun
çatışma sahalarında gösterdiği cüretli direniş
ve elde ettiği büyük zaferlerle, bu klikler moral ve diğer
sahalarda dahada bölündüler. Bu bölünme ve demoralizasyon sonucu
yeni Kral Maoistlerle görüşmelere oturmak için ateşkesi
kabullenmek zorunda kaldı. NKP(Maoist) halkı
kendi somut eylemleri ve pratiği ve deneyleri ışığında
eğitmek ve yine halkın değişik kesimlerinin
isteği doğrultusunda ateşkese olumlu yanıt
verdi. Ateşkes hem bazı tehlikeleri ve hemde daha da
ilerlemek için önemli bazı fırsatları sunacaktı.
Başkan Paraçanda gelişmeye ışık tutarken
şunu söylüyordu "devrimciler, kitlelerin temel ihtiyaçlarına
dayanarak sosyal devrim bilimini uygularlar. Bunu yaparlarken
ilkelerde tavizsiz taktiklerde esnek olurlar. Eğer devrimci
bir parti bu ideolojik ve politik kapasiteyi ortaya koyabilirse
sadece görüşme masasında değil, savaş cephesindede
yenilmez durumda olur. NKP (Maoist), görüşmelerde
ileri sürdüğü talepler önceki sayılarımızda
ortaya konulduğu için tekrar etmeyeceğiz. Ancak görüşmelerle
bir kez daha ispat edildiki hiç bir egemen güç gönül rızasıyla
tahtını bırakıp gitmez. Başkan Mao'nun
haklı ve doğru olarak belirttiği gibi '' politik
iktidar namlunun ucundadır'' ki bu yasa istinasız her
devrimin temel ilkesi olarak belirlendi. Bu belirlemenin bilimselliği,
Nepal pratiğinde bir kez daha ispatlandı. İlkelerde
taviz vermeyen Nepal'li Maoistler, taktiklerde en ileri esnekliği
göstererek oldukça geniş kitleleri kendi önderliği etrafında
toparlamayı başarabildiler. İlkelerde açık
ve net davrandılar. Kitleleri hayal görmemeleri konusunda
uyarırlarken, somut taleplerini emperyalist-gerici dünya
destekli feodal aristokrat rejimin önüne koydular. Başkent
Katmandu başta olmak üzere, önemli şehir ve kasabalarda
düzenlenen kitle toplantılarında yüzbinlere, milyonlara
hitap ettiler. Maoistler geniş kitlelere hedeflerini; hedeflere
hangi yoldan varılacağını açık ve keskin
bir dille anlattılar. Taktik esneklik asla stratejiyi yemedi.
Zira artık işçi sınıfı, köylülük, devrimci
entellektüeller ve diğer ilerici güçler NKP(Maoist) gibi
MLM çizgiye sahip bir partiye; partinin önderlik ettiği Halk
Kurtuluş Ordusu gibi silahlı güce sahiptirler. Yani
herhangi bir hedefe değil, Komünizmi hedefleyen bir parti
olarak iktidar kapısını dövüyordu kitleler. Parti
önderliğindeki devrimci sınıflar, ''isyan etmek
meşrudur'' Maoist devrimci şiarını ideolojik
politik, pratik her bakımdan tehsis ederek düşman üzerine
korkusuzca yürüyorlar. Görüşmelerde Kraliyet rejimine, gerici-beyaz
ordunun karargahlarından 5 kilometre öteye çıkamayacağı
imzasını attırdılar. Ülke topraklarının
yüzde 80'inde halk kitleleri kendi öz iktidarlarını
tesis etmiş ve bu yönde büyük ilerlemeler kaydetmişlerdir.
Tanık olunan bu gelişmeler sonucudurki Birleşik
Marksist-Leninist (UML) gibi revizyonist partilerin ve diğer
burjuva partilerin saflarında yer almış bulunan
ve devrim arzulayan bazı kesimler NKP (Maoist) saflarına
kazanılabilmiştir. Bugün kurtarılmış
üs bölgelerinde parti önderliğinde devrimci kitleler ideolojik,
politik, ekonomik, sanatsal her bakımdan devrimci iktidarı
icra etmektedirler. İktidar icrasında parti mümkün olan
bütün kaynakları kullanarak yeni iktidar (devlet) modelini
geliştirmektedir. Ülke hala bir iç şavaşı
yaşıyor olmasına rağmen Yeni Devlet İktidar
modeli, mevcut koşulların isteğine cevap vermeye
getirilmektedir. Devrimci Halk Komiteleri kendi özel bütçelerini
oluşturmuş ve buna devam etmektedirler. Mesala Rakum
bölgesinde Devrimci Halk Komiteleri-ki bunlar iktidar organlarıdır-
30 bin dolar bütçe oluşturabilmişlerdir. Bu bütçe yoksullukta
dünyada 4.sırada Nepal için önemli bulunmaktadır. Yine
küçük hidroelektrik projeleri, içecek su porejeleri, kooperatifler,
yiyecek üretimi ve yol yapımları, sağlık örgütlenmeleri,
köprü inşaaları kitleler seçtikleri devrimci halk komiteleri
önderliğinde halk iktidarını mümkün olan her yönden
icra etmeye çalışmaktadırlar. Maoistler, sistemin
belirlediği sınırlar içinde yer alarak -ismini
anmak dışında- halk savaşıyla hiç bir
alakası olmayan pratiklere yönelmek yerine gerçekten gerçek
Halk Savaşı pratiği içinde yıkma ve yapma
ile varolan seviyeye ulaşabildiler.
Ama yine de bugün hala asıl yoğunlaşma askeri meseleler
üzerindedir. Zira devrimin iktidar kapısını dövdüğü
böylesi koşullarda temel yoğunlaşmayı askeri
meselelere vermek, diğer meseleler üzerinde tayin edici olmasındadır.
Bugün emperyalist-gerici dünya, Nepal'de MLM önderlikli devrimin
zafer kazanması durumunda bölge ve dünya üzerindeki etkisinin
farkındadırlar. Yine bugün Afganistan ve Irak'ta emperyalistlerin
işgalci-haksız varlıkları ve buralarda ulusal
direniş yürüten kitlelere önderlik etmekte olan dinci-gericiliğin
çıkmazını kullanan emperyalistler, Nepal'de tüm
muhteşemliğiyle devrimci bir alternatifin varlığının
tehlikesini düşünmek bile istemiyorlar. Zira Maoist bilimsel
çözüm, ezilen kitlelerin gerçek kurtuluş umudu olarak emperyalitlere
ve dinci-gerici çıkmaza karşı bilimsel devrimci
çıkışın kızıl bayrağını
dalgalandırıyor.