KAZANILACAK DÜNYA

Asagidaki bildiri metni. Devrimci Enternasyonalist Hareket 'te yaralari parti ve örgütler tarafindan resmi olarak benimsenmistir.

SOSYALİZM VE KOMÜNİZMİN ZAFERİNE DOĞRU, BIR HALK SAVAŞLARI YÜZYILI İÇİN İLERİ!

Demek emperyalistler ve usaklari, gelen milenyumu kutlamamizi istemisler? Ne ala, ama kiminkini? Bu asalaklarin milenyumunu mu, yoksa her seyi yaratmis olan halkinkini mi? Emegimizin meyvalariyla kur­saklarini tika basa doldurduklari ziyafet sofralarinda ve kurbanlarinin kafataslari dösenmis salonlarda savas makinalarinin cayirtisina raks eden alemlerinde bu beylere hizmet edecek mi? Hem de asirlardir sürdürdükleri insafsiz sömürüyü, fetih savaslarini, yagmalamalarini milyarlarca insani mahkum ettikleri tahayyül ötesi izdirabi, soykirimi, Hirosima'lari, Auschwîtz'leri hafizalarimizdan silerek mi? Önümüze sürülen araç gerece, beyler böyle arzuladi diye, agzi açik hayranlik içinde tapinarak mi, iradesi zayif olanlari hedefleyen o hilebaz vaatlerinin kulak tirmalayan propagandasiyla beynimizin uyusturulmasina riza göstererek mi?

Bütün zalimlere göre, olsa olsa tarih, ancak kendi zulüm saltanatlariyla birlikte baslar. Dolay isiyla, za­mani dondurma ve kendi rasgele iradelerinin öngördügü kaliba uyarlama çabasiyla, geçicilige mahkum o mevcudiyetlerine bir ölümsüzlük bahsetmek için didinirler. Ne var ki, insanligin ileriye yürüyüsünün önünü almak mümkün degildir, Tarih bize gösteriyor ki, kendi gündemini kaçinilmaz olarak her seye em­poze eden sinif mücadelesi, kendi inisli çikisli seyri içinde, önündeki taçlarin ve sahte takvimlerin topunu, hiçbir merasime kulak asmadan, süpürüp bir kenara firlatmaktadir. Simdiye dek bu böyle oldu, simdiden sonra da, sömürü ve zulüm, artik bir daha boy gösteremeyecek sekilde, yok edildigi güne ka­dar da böyle olacak,

Öyleyse tarihin bu takvimi neyi gösteriyor ?

Kahramanlik destanlarini; imparatorlarin, ermis ululuklarini degil, dünya mazlumlarin kahramanlik des­tanlarini gösteriyor, kah burada, kah öbür yanda, kah ezilmis, kah çarmiha gerilmis ama, her zaman bendini yeni bastan yarip parçalayarak önü alinamaz bir güçle tekrar ortaya dökülen isyanlari ve ayak­lanmalari gösteriyor! Mazlumlari teskinle görevli dincilerin yalanlarini parçalayarak, hükümranlarin fer­man buyurdugu barisi, sükuneti tarumar ederek, kendisini bir daha ve yeniden tekrar ve teyit edisini gösteriyor. Asirlardir ezilenler, çektikleri izdirap ve sefalete bir son verme umudunu yüreginde tasidi, düsleyegeldi. Katlandiklari onca agir cefa ve zahmetin cehenneminde bile, maziye gömülmüs o sömürü­süz toplumlarin hatirasini yüreklerinde aziz tuttular, Sanatin, müzigin nabzi, yeni bir safak atisini düsle­yen bir rüyanin ahengi ile çarpar. Zulme karsi ayaga kalktilar, beylerle savasa tutustular, yeni baska türlü bir hayat amaçladilar. Unutulmasin ki, insanligin ileriye dogru hareketini güdümleyen, iste bu, hiç dur­maksizin, ceberut somutu ve insanlik disi zulme bir son vermek için hiç araliksiz süregelen mücade­lenin kendisidir. Ama ezilenler bu mücadelelerinin ürünlerine asla sahip olamadilar. Mücadelelerinin ürünleri, yeni peydahlanan sömürücüler tarafindan gasp edildi, özgürlük rüzgarlari yeni esaretin prangalarina dönüstü.

Nihai çözüm proletarya tarih sahnesinde boy gösterene dek, milenyumular boyu süren bir mücadele ve toplumlarin siddet yoluyla birçok Kere yeni bastan yapilandirilmalari gerekti. Proletarya hem kapitalizmin ürünü ve hem de onun mezar kazicisi olma niteligiyle yükümlü olarak tarih sahnesine yerlesti. Bu sinif, proletarya, en sonuncu ve enternasyonal bir siniftir. Ancak insanligin bütününü kurtararak, kendini özgürlestirebilecek tek sinif, bu siniftir. Insanlik tarihinin mesakkatli güzergahi, kendi özünün sirrini ve tüm mantiki heybetini, böylece sinif mücadelelerinin tarihi olarak gözler önün sermis oldu. Sömürücü­lerin kendileri için talep ettikleri ebediyen mevcut olma imtiyazi, ölüm dösegindeki bir düzenin kendi keyfine düzülmüs sefil, haddini bilmez bir düzmece olarak artik teshir diregine mihlanmis oldu, insanli­gin ileriye yürüyüsü böylece kendi kendisinin bilincine erebilmisti, gericiligin kalelerine en cüretkar saldirilara girisebilirdi, Bu takvimin 19, yüzyil sonlarina denk düsen sayfalarina geçmis kizil günlerin bazilarini hatirlayalim: Komünist Manifesto, Birinci Enternasyonal' in kurulusu, kapitalist düzenin isleyisini ve kaçinilmaz sonunu gözler önün seren Kapital' in yayimlanmasi, Paris Komünü'nün yigit günleri, ikinci Enternasyonal' in kurulusu, 1 Mayis'in Enternasyonal Isçi Günü, 8 Mart'in Enternasyonal Kadinlar Günü ilan edilmesi, 8 saatlik is günü mücadelesi. Ve tüm bunlarin 50 senelik kisa his süreç içinde basarilmis? olmasi! Hangi sinif bu kadar kisa zamanda bu kadar çok sey basarmisti tarihte ! Hem de bunlar, sadece, bir baslangicin ilk top atislariydi.

Ya emperyalistler ve usaklari, 20. asirin basinda aynen gene bugün yaptiklari gibi, kendini begenmislikleriyle neyi kutluyorlardi ? Etraflarina bakiyor, cebir ve çizme altinda kölelestirdikleri bir dünyayi seyre­diyorlardi. Mali sermayenin sinirsiz talan için saldirilarinin süngüsü, Afrika, Asya ve Latin Amerika'nin tenini ligme ligme parçaliyordu. Savas Avrupa'dan elini ayagim çekmisti. ikinci Enternasyonalin reviz­yonistleri, bastakilerle isbirligi tezgahlamakla ve isçi sinifinin gazabim dizginlemekle mesguldüler. Daha önce görülmemis bir süper kar hasadi ve iktisadi gelisme döneminin müjdesi veriliyordu. 1900'lerin basinda dünya, emperyalistlere böyle görünüyordu.

Yirmi sene bile geçmeden, bunlarin hepsi toz duman içinde infilak edip yüzlerine patladi. Savas Avrupa'yi yeniden kana buladi.Taçlar kaldirimlar boyunca birbiri ardindan tangirtiyla yuvarlaniyordu. Ekim devrimi sosyalist Sovyetler Birligi'ni dünya sahnesine oturttu; ve bu devrimin top atislari, Marksizm-Leninizm'i, Marksizm'in ikinci asamasin) ezilen dünya halklarina tasidi. Revizyonistlerin insa etmis oldugu sinif isbirlikçiligi sebekesin! parçalayarak, III. Enternasyonal heybetle ayaklari üzerine dikildi. Sovyetler Birligi'nin isçileri ve köylüleri ellerindeki siyasi iktidar ile tamamen yeni bir sosyo-ekonomik düzen kurma-ya giristi, ki bu üretici güçlerin gelismesinde muazzam bir patlamaya yol açti. Fabrikalar ve tarim isletmeleri artik emekçi kitlelerin prangasi olmaktan çikmis, ellerinde toplumu dönüstürmenin araci haline gelmisti. Sovyetler Birligi'ndeki sosyalist insa, sömürüsüz bir toplum yolunun sergilenisim sunuyordu.

Emperyalistler çogu ülkelerde devrimi ve ulusal kurtulus alevlerim bastirmayi basardilar. Ama bu onlar için dayanikli bir baris ve sükunet ortami saglamis olmadi. Bunun yerine, elde ettikleri, gene. iktisadi çöküntü, fasizm, yeni bir dünya savasi oldu, ve kendilerim daha çok devrimle yüz yüze buldular. Çin devriminin zaferi, insanligin dörtte birini kurtararak ezilen uluslarda yeni demokratik devrimin güzergahini tespit etti ve dünyanin her yerinde proleterleri kendi gelismis askeri bilimlerine - Halk Savasi'na - kavusturdu. Dünya nüfusunun üçte birini kucaklayan sosyalist kamp olusmus oldu. Emperyalistlerin ve usaklarinin ezilen halklarin kurtulus mücadelelerin! ezmek ve "bagimsizlik" bahsetme oyunlariyla aldatmak için sarf ettikleri tüm gayretlere ragmen, ezilen uluslar proleter dünya devriminin firtina merkezleri olmaya devam ettiler. Mao Zedung'un önderliginde esine rastlanmamis çapta bir altüst olus ortaligi çalkaladi;

Büyük Proleter Kültür Devrimi'yle milyonlarca isçi, köylü ve devrimci gençlik Çin'de kapitalist yolculari iktidar mevzilerinden geri püskürttüler ve tüm sinif farkliliklarinin ve sinif sömürüsü kalintilarinin tamamen silinip yok edilmis oldugu komünist gelecek dogrultusunda toplumun bastan asagi dönüstürülmesinde muazzam adimlari gerçeklestirdiler.

"Ama bunlar hep eski masallar!" diye hep bir agizdan uluyor emperyalistler, gericiler ve revizyonistler. önce Sovyetler Birligi'nizi ele geçirdik, ardindan da Kizil Çin'inizi yeniden gasbettik, diyorlar. Evet, daha önceleri de sahit olmustuk onlarin bu ayni kabadayi böbürlenmelerine. Paris Komünarlarini hunhar kiyimdan geçirdikten sonra da böylesi küstahlikla böbürlenmislerdi, ama, birkaç on yil geçmemisti ki, Kizil Ekim'in Rusya'daki muharebe meydanlarindan kuyruklari ardayaklari arasinda sivisanlar da yine bizzat bu beylerin kendileriydi. Sosyalist Sovyetler Birligi'nde çakal yavrusu revizyonistler iktidari gasp edince de ayni seyi söylememisler miydi? Büyük Proleter Kültür Devrimi'nin Çin'de kopan azametli firti­nalari, Marksizm-Leninizm-Maoizm'i, proleter ideolojinin yeni, üçüncü ve daha yüksek asamasini, dün­yanin dört bir yanma yaydigi ve devrimci yükselis ve isyanlarin büyük dalgasin) costurdugunda, agizlari burunlari kana bulanmis perisan çil yavrusu gibi kaçisan, saklanacak kovuk arayan da, yine bizzat kendi­leri degil miydi?

Bugün bile, emperyalistler ve gericiler kendi geçici zaferleri ile böbürlendikleri su sirada dahi, Maoist Halk Savaslari kendi öz güzergahinin mesakkatli seyrine göre onlara ses getiren darbeler indiriyor. Da-ha da yeni Halk Savaslari ise mayalanma, sekillenme sürecin! içinde. Devrimci Enternasyonalist Hareket içinde birlesmis Marksist-Leninist-Maoist'ler, proleter dünya devriminin belirmekte olan yeni dalgasinin kumandasina ve rehberligine Maoizm'i yerlestirmek üzere ilerliyorlar. Maoizm, sekillenen bu yeni büyük dalgaya önderlik etmek üzere Komünist Partileri'nde vücut buluyor, Iran’dan Kolombiya'ya, Banglades, Sri Lanka'dan Amerika Birlesik Devletleri, Italya’ya, Türkiye, Afganistan'dan Hindistan'a ve Afrika, Karaibler, Orta Amerika ve Avrupa'nin diger yerleri de dahil olmak üzere, Devrimci Enternasyonalist Hareket dünyanin dört bir kösesinde, Üyesi partiler, örgütler, aday örgütler araciligiyla ve destekleyicileri ile mevcuttur. Peru ve Nepal'de proletarya - DEH safinda birlesmis Maoist partiler önderliginde -- bir kez daha genis kirsal alanlarda kitlelerin kizil siyasi iktidarlarim kurmus vaziyettedir.

Bunlar çok mu irak yerlerde? Pek mi ehemmiyetsiz? Sinif bilinçli proletarya ve tüm dünyanin ezilen ve sömürülenleri için, ne iraktir bunlar ne de önemsiz. Peru ve Nepal'deki bu ilham verici zaferler sadece bir zamanlarin o Yenan'i kadar iraktir ancak. Bu zaferler, halkin davasi yolunda kan dökülerek, düsmanin azgin kusatma ve baski kampanyasin! bozguna ugratarak, Marksizm-Leninizm-Maoizm'i rehber edinmek, savunmak ve uygulamak için verilen amansiz mücadele sonucu kazanilmistir. Peru ve Nepal'de "restorasyon-karsi restorasyon" muharebesi seviyesine varilmistir; gericiler halkin kizil siyasi iktidarini ezmeye çabalamakta, halk savaslari ise halkin hakimiyetinin yürürlükte oldugu üs alanlarini savunmak ve genisletmek için mücadele vermektedir.

TKP(ML)'nin Maoist önderlik altindaki köylü gerillalarinin, ellerinde kükreyen silahlarla, Türkiye'de kizil üs alanlari kurmak için mücadele yürütmeleri, ezilen ülkelerde Devrimci Enternasyonalist Hareket içinde birlesen Maoist partilerin kurulmasi ve güçlenmesi, Filipinler, Hindistan Banglades ve diger ülkelerde, DEH içinde ve disindaki Maoist ve devrimci güçlerin önderligindeki devrimci silahli mücadeleler, Maoist partilerin insasi yoluyla emperyalist canavarlarin göbeginde onlarin mezarlarini kazan "devrimci kös­tebek". Görmek isteyenler için bu isaretler yeterince mevcut ve berraktir.

Gelecek parlaktir, Ancak elbette ki, yolu mesakkatlidir. Biz Maoistler bundan hayiflanmayim. Bizler, •Hiçbir sey zor degildir dünyada, enginleri fethetmeye cesaretin varsa" parolasini ögreten Mao’nun halefleriyiz. Peru'daki ileri tugayimizin sanli basarilan, Mao'nun sözlerinin canli teyididir. Peru Komünist Partisi, baskaninin 1992'de ele geçmesinin artindan zor bir durumla karsi karsiya kaldi. Baskan Gonzalo'nun 24 Eylül 1992'de zindandan bizzat yaptigi güçlü ve ilham veren konusma, düsmanlarin hevesini kursaklarinda birakti. Baskan Gonzalo, devrimci iyimserligin ve komünist moralin materyalist kudretini sergileyerek, bu darbenin sadece "yol üzerindeki bir büküntü" olduguna isaret etti ve söyle Söyledi, "Yol uzun, ancak mutlaka erisecegiz. Muzaffer olacagiz!" PKP, düsmanin baskisina ragmen Halk Savasi'nda sebat etti, düsmanla isbirligi yapan ve 'baris anlasmasi" imzalayarak savasa son verme çagrisi yapan Sag Oportünist Çizginin siddetli saldirilarinin, ayni zamanda düsmanin Baskan Gonza­lo'nun da "baris anlasmasi" çagrisi yaptigini iddia eden - ki bu iddianin hiçbir Ispati yoktur ve PKP bunu yalanlamistir" propagandasinin üstesinden geldi.

Baskan Gonzalo'nun bu zorlu mutlak tecrit durumu karsisinda. Devrimci Enternasyonalist Hareket, Mart 1995'teki "Peru'da Dalgalanan Kizil Bayragin Müdafaasi için Seferber Ol!" çagrisinda suna isaret etti:

"Baskan Gonzalo'ya atfedilen dolayli ve dogrulanmasi imkansiz açiklamalarin kabul edilmesi mümkün degildir... tecrit durumuna son verilmesi için mücadele devam etmelidir". PKP’ nin ülkeyi satmaya hazir fasist ve soykirimci olarak mahkum ettigi Fujimori rejiminin, soykirimlari ve uydurma yalanlariyla ünlü oldugunu tüm dünyanin devrimci kitleleri gayet iyi bilir.

Baskan Gonzalo'nun kizil çizgisini izleyen PKP. Halk Savasi'ni israrla savunmus ve gelistirmistir, bugün Yoldas Feliciano'nun ele geçirilmesi ile, PKP Merkez Komitesi'ne Yoldas Julio önderlik etmektedir. Parti, Stratejik Denge asamasi içerisinde "yoldaki büküntü"den artik çikmakta oldugunu ve tüm ülkede iktidari ele geçirmeye dogru yilmaz yürüyüsüne devam ettigini ilan etmektedir. Devrimci Enternasyonalist Hare­ket, Peru'daki Halk Savasi'nin desteklemek. Baskan Gonzalo'nun hayatini savunmak ve Sag Oportünist Çizgiyi mahkum etmek için dünya çapinda kampanyalar yürütmüstür, Yasamina karsi tehlikenin arttigi yönündeki haberler karsisinda, Devrimci Enternasyonalist Hareket, PKP ve Peru halkina sarilarak, Fuji-Mori rejiminin Baskan Gonzalo'yu uluslararasi ve ulusal televizyon yayinina çikartmasini, canli açikla­mada bulunabilmesinin sartlarinin yaratilmasini talep ediyor. DEH. Halk Savasi'ni destekleme ve Bas­kan Gonzalo'nun " ve bununla bag içinde simdi Yoldas Feliciano'nun da hayatinin savunma mücade­lesini ilerletme konusundaki kararliligini teyit ediyor.

sayet emperyalistler ve usaklari Peru’daki Halk Savasi'nin durdurulabilecegini düslemislerse, simdi ay­ni kabuslarinin bir yeni heyulasi ile yüz yüze bulunuyorlar: Himalayalar alev alev yaniyor. Yoldas Prachanda önderliginde Nepal Komünist Partisi (Maoist)'in baslattigi Halk Savasi hizla ilerleyerek sid­detli muharebelerle düsmana meydan okuyor. Bütün canavarlar ve usaklari, Nepal’daki gerici rejimin sonunun gelmesini önlemek için telasla harekete geçmis bulunuyorlar. ABD emperyalizmi ve Hindistan yayilmaciligi, Nepal rejimine soykirimci baski kampanyalarinda destek olma konusunda özellikle mesum bir rol oynuyor, Israil, Sri Lanka ve Peru'nun gerici rejimleri isin içindeler. Ancak Halk Savasi ilerlemeye devam ediyor. Düsmanin pençelerinin yok edildigi genis alanlarda 2 milyon insan yeni bir gelecek insa etmeye baslamis bulunuyor. Parti önderliginde bugün yeni iktidar organlari insa ediyorlar, düsmandan ele geçirdikleri silahlarla mevzileri koruyup genisletiyorlar. Önlerindeki yol süphesiz dümdüz ve mesak­katsiz degil. Hiçbir muhtesem tarihsel ilerleme pürüzsüz olmamistir. Marksizm-Leninizm-Maoizm'le silahlanmis Halk Savasi sebat edecek ve kazanacaktir, diger ülkelerin halklarina, özellikle Güney Asya'­da, emperyalizm ve gericilige karsi savas yürütmeleri yönünde ilham kaynagi olacaktir,

Emperyalistleri ve usaklarini nerde birakmistik? Evet, gelecekleri ve vaatleri. Sosyal-emperyalist Sov­yetler Birligi'nin çöküsü ile birlikte Marksizm'in, proletarya diktatörlügünün, sosyalizmin ve komünist partisinin de yenildigini iddia etmeleri. Batili demokrasi ve kapitalizmin yeni bir refah dönemine yol açtigi yönlü açiklamalari. Ancak sosyal-emperyalist Sovyetler Birligi'nde çökenin iflas etmis revizyonizm oldu­gu, kapitalizm vaatlerini zaten sosyal emperyalizmin ezdigi milyonlarca halka izdiraptan baska hiçbir sey getirmedigi gerçegim inkar edebilirler mi? Yasanan baris degil, gericilerin haslattigi ve emperyalist rekabetin körükledigi savaslardir. Ortaya çikmakta olan dünya barisi degil, yeni emperyalist rekabet merkezleridir. ortasinda, emperyalistler iddialarda bulunmak ve karlarim saymakla mesguller. Ancak biz komünistler. Halk Savaslari'ni baslatacak, gelistirecek ve onlari zafere ulastiracak yeni Maoist partiler insa ederek kendi öz sosyalist miraslarina sahip çikabilmeleri yolunda, proletarya ve kitleler için yeni firsatlarin olusumunu görüyoruz. Ve her iki tip ülkede, emperyalizmin hakimiyet altinda olan ülkelerde ve emperya­list ülkelerin kendilerinde, her ülkenin kendi özgül sartlarina uygun olarak, bunu gerçeklestirecegiz. Bunu görecegiz..

Peki serbest pazarin yeni bir baris ve refah dönemine yol açtigi üzerine türetilen mesnetsiz iddialara ne demeli? Gerçeklere bir göz afalim. 19. Yüzyilin baslarinda, en zengin ülkelerdeki yasam standartlari, en yoksul ülkelerdekinin üç misliydi. 1900 yilinda, alti misli olmustu. Bugün bu fark 20 misline ulasmistir. Emperyalizmin sözcüleri, saglik hizmetlerindeki ilerlemelere ve ömrün uzadigina isaret ediyorlar. Batidaki zenginler en ileri ve pahali tedavilerden yararlanirken, Üçüncü Dünya ülkelerinde günde 40,000 çocuk önlenmesi mümkün hastaliklardan yasamlarim yitiriyor. ABD'de bile, 10 çocuktan bir tanesi asiri yoksulluk içinde yasiyor. 35 milyonun üzerinde insan çesitli derecelerde açlik derdi île cebellesiyor.

Ne oldu peki su yüksek-teknolojik devrimleriyle? Sonuç verdi mi? Evet, bir tek kisi, Bili Gates, düzine­lerce yoksul ülkenin GSMH'sinin toplamina esit bir servete sahip oldu. Internet’i göz önünde bulundurun. Birçok insan, internetin dünya çapinda halktan-halka demokrasi biçiminde yeni bir çigir açacagim düslüyordu. Fakat bugün giderek berraklasiyor ki, Internet, esas itibariyle, bir genis ve yüksek-hizli kapi­talist Pazar yerinin kendi isleyis irtibatim saglamanin aracidir. Bu düzende, insanligin sayisiz nesiller boyu insa ettigi teknoloji ve bilgi, insanligin kurtulusu için degil, sadece böylesi teknolojiyi özel mülk edinmisleri zenginlestirmek için kullaniliyor. Küçük bir azinlik dünyanin kaynaklarim mülk edindigi ve kontrol ettigi müddetçe, sömürücü azinlik siyasi iktidari elinde tuttugu müddetçe, dünya halklarinin ürettigi servet ve bilgi, hiçbir zaman halkin kendisine hizmet etmek için kullanilamayacaktir.

Irlandali bir devrimcinin yazdigi eski bir siir der ki: "Sadece dünyayi istiyoruz biz", iste bu kadar. Prole­tarya ve emekçi kitlelerin talep ettigi budur sadece. Haksiz midir bu talep ? Emperyalizmin kör, dizginsiz güçlerinin marifetlerine bir bakin - açgözlü bir sekilde kar pesinden kosarken insanligin dilim dilim dogranmasina, yeryüzünü harabeye dönüstürmelerine bakin. Ezilen ülkelerdeki gerici yöneticilere bakin -banka hesaplarim doldurmak ve kokusmus lüks içinde yuvarlanmak için halki ve ülkeyi emperyalist efendilerine nasil peskes çekiyorlar, insanligin haline bakin - sinif, ulusal, cinsiyet ayrisimi, irk.'etnik, kast, baski, sovenizm, dini bagnazlik, çocuk emegi, insan eti ticareti, feodal köleligin hunhar biçimleri, inanilmaz izdirap içinde kivranan yasamlar. Halkin yaratici gücüne bakin, mantiksiz insanlik disi düzenin boyundurugunu zorlayan üretici güçlerin muazzam kapasitesine bir bakin. Yeter. Dünyayi istiyoruz biz, ve haklidir bu talep. Bizler, Devrimci Enternasyonalist Hareket içinde birlesen Maoist'ler, bütün dünyanin sömürülen ve ezilen kitleleri tarafindan ifade edilen bu hakli talebin temsil ettigi sorumluluklari omuzlama kararliligimizi berrakça ilan ediyoruz. Evet, halkla birlikte, halka dayanip ona hizmet ederek, 21. yüzyili Halk Savaslari yüzyili yapmaya önderlik edecek, birlikte sanli gelecege komünizme yürüyecegiz.

YASASIN PROLETER DÜNYA DEVRIMI I

YASASIN MARKSIZM-LENINIZM-MAOIZM I

YASASIN HALK SAVASLARI!

BASKAN GONZALO'NUN HAYATINI SAVUNMAK IÇIN YERI gögü ayaga KALDIR !

DEVRIMCI ENTERNASYONALIST HAREKETI EZILENLERIN yüregine YERLESTIR !

Devrimci Enternasyonalist Hareket - 1 mayis 2000

Seylan Komünist Partisi (Maoist) . Afganistan Komünist Partisi . Banglades Komünist Partisi (Marksist-Leninist) [BSD(ML)]. Nepal Komünist Partisi (Maoist). Peru Komünist Partisi. Türkiye Komünist Partisi Marksist Leninist (TKP ML] . Tunus Marksist Leninist Komünist örgütü . Purba Bangla Proleter Partisi (PBSP) [Banglades]. Kizil isçi Komünist örgütü [Italya]. Kolombiya Devrimci Komünist Grubu . Devrimci Komünist Partisi ABD. Iran Komünistler Birligi (Sarbedaran)

(DEH’ te yer alan parti ve örgütlerin yukaridaki listesine ek olarak, bir dizi ülkede DEH'e aday katilimci statüsünde olan Marksist-Leninist-Maoist öncü parti olusturma mücadelesi yürüten örgüt mevcuttur.)