'Amerikalılara şunu söyleyin bizler yeteri kadar acı, zulüm ve yıkım
gördük'
(bir Afgan köylüsü)
AMERİKA'NIN AFGANİSTANA KARŞI YÜRÜTTÜĞÜ SALDIRGANLIĞA
KARŞI BİRLEŞ VE SAVAŞ
Gece yarısı deniz altılardan fırlatılan füzelerin altındaki
insanları düşünün;
İlk bombardımanda tüm sevdiklerini kaybeden ve ikinci saldırıyı
beklemekte olanları düşünün;
Gözleri önünde çocukları parçalanan anaları düşünün;
Yarısı önceden zaten yıkılmış olan evi şimdi tümüyle imha edilen
Afgan'lı kızı düşünün;
Kucağında yavaş yavaş vücudu soğuyan çocuğuyla sınırı geçmeye çalışan
kimsesiz bir kadını düşünün;
Yıllarca zehirli Taliban yönetimi altında yaşayan ve bugün de ölümün
dehşetiyle yüzyüze olan kadını düşünün;
Bunlar Amerika, Britanya ve onların diğer ittifak güçleri tarafından
Afgan halkına karşı gerçekleştirilen iğrenç savaşın gerçek sonuçlarıdır.
Dünyanın en büyük teröristi ve irili ufaklı diğer teröristleriyle
tüm askeri techizatlarıyla küçük ve savunmasız bir ülkeye saldırıyorlar.
Dünyanın zaten önemli derecede yıkılmış en fakir ülkesine karşı;
en yüksek teknolojik silahları kullanarak tam anlamıyla bir yıkım
gerçekleştiriyorlar. İşte haksız ve gerici savaşın mantığı tamda
budur. Asıl gangasterler ise televizyonlarda boy göstererek savaş
çığırtkanlığı yapıyorlar.
Kendi nefretlerini daha rahat kusabilmek için çeşitli küstah tehtitleriyle
tüm dünya halklarının gözünü korkutmak istiyorlar. Dünyanın en güçlü
gangasterleri savunmasız insanları katlederek haksız savaşta gerçekleştirdiği
katliamları gizlemek ve böylelikle kendi yöntemlerine karşı ortaya
çıkabilecek başkaldırıları bastırmak istiyorlar. Tüm bunların ise
' adaletin yerine getirilmesi, Afgan halkının, kadının özgürlüğü'
için yapıldığı söyleniyor. Bu iddaların hepsi birer çıplak yalandır.
Dünyadaki bütün adaletsizliklerin sorumluları olan bu iğrenç sistemlerin
operatörlerinin herhangi bir adalet uyguluyabilecekleri asla düşünülemez.
İran İslam Cumhuriyeti ve Taliban rejimi gibi en zulümkar kadın
karşıtı rejimlere kesintisiz destek sunan dünyanın en büyük 'saygıdeğer'
devletinin hiç bir zaman Afgan kadınına sempetasi olmadı ve
olmayacakta.
Kendi ekonomik ve politik çıkarlarını bu ülkede güvenlik altına
alabilmek için; Taliban ve Usame Bin Laden gibi gerici güçleri geliştirip
büyütenlerin Afgan halkına sempatisi hiçbir zaman olmadı ve olmayacakta.
Bugün hala eski uşakları yenileriyle değiştirmenin faturasını Afganistan
halkı ödemektedir. Eski uşaklarıyla aynı karaktere sahip olan yeni
uşakların Afgan kadınına ve erkeğine sunacağı hiçbir şey yoktur.
Kabul, Gandahar, Mezar-I Şerif'e atılan bombaların altında binlerce
suçsuz insanın alevler içinde yok olmasından önce bizler bu saldırılara
karşı birleşmeli ve savaşmalıyız, emperyalizmin tüm yaptırımlarına
karşı durmalıyız. Dünyanın her tarafından bu savaşa karşı halkın
direnişini örgütlemeliyiz. Güçlü bir hareket yaratmalıyız, bunun
tohumları 11 Eylül'den sonra dünyanın her tarafına yayıldı ve ancak
bu hareketin gelişmesi ile gelecekte savaş çığırtkanlığı yapan emperyalistlere
ve onların küstahlıklarına meydan okuyabiliriz.
Kadın hareketleri savaş karşıtı gösterilerde her zaman önemli bir
rol oynamıştır ve bugün yine en önde durmanın tam zamanıdır. Bu
hareket içinde İran'lı ve Afganistan'lı kadınlar özel bir rol oynayabilirler
ve oynamalıdırlar, çünkü onlar bu savaşta en çok acı çekenlerdiler
ve çok zaman modern-medeni ve de kadınların ortaçağ düşmanları
(İran ve Afganistan) arasındaki ittifak ve çatlaklardan dolayı
gelişen saldırıların asıl kurbanı olmuşlardır.
Özgürlük tutkunu tüm erkek ve kadınlar! Bu saldırılar Afgan halkına
karşı yapılan korkunç ve tarihi bir utançtır. Bu savaşa karşı durmak,
özgürlük tutkunu tüm insanların görevidir.
Bu emperyalist saldırganlığa karşı dünyanın neresinde olursa olsun
mümkün olan tüm yollarla karşı çıkalım.
Ezilen Afgan halkını savunmak için savaş karşıtı hareketlere katıl
ve bu büyük mücadelede yerini al, çünkü hiç bir sınır ezilen dünya
halklarını kölelikten kurtuluş mücadeleleri yolundan alıkoyamaz.
8 MART ÖRGÜTÜ (İRANLI VE AFGANLI KADINLAR)
8 EKİM 2001
|